ANAYASA MAHKEMESİNİN, 5177 SAYILI MADEN KANUNUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN İLE İLGİLİ 2004/70 ESAS, 2009/1 KARAR SAYILI KARARI ANAYASA MAHKEMESİNİN, 5177 SAYILI MADEN KANUNUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN İLE İLGİLİ 2004/70 ESAS, 2009/1 KARAR SAYILI KARARI

19 Mart 2010

ANAYASA MAHKEMESİNİN, 5177 SAYILI MADEN KANUNUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN İLE İLGİLİ 2004/70 ESAS, 2009/1 KARAR SAYILI KARARI

5177 SAYILI K. NO

DEĞİŞİKLİK YAPILAN KANUN

MADDE NO

FIKRA NO

YÜRÜRLÜKTEKİ METİN

KARAR

YÜRÜRLÜK TARİHİ

AÇIKLAMA

3

3213 SAYILI MADEN KANUNU

7

1

Madencilik faaliyetlerinde izinler
Madde 7 – (Değişik: 26/5/2004 – 5177/3 md.)
(1) Orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askerî yasak bölgeler ve imar alanları ile mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirmesi, gayri sıhhî müesseseler ile ilgili hususlar dahil hangi esaslara göre yürütüleceği ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.

İptal

Resmi Gazete’de yayımlanmasından 1 yıl sonra

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

8

(8) Kurulun teşkili, çalışma usulü, karar alma şekli ve diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

İptal

Resmi Gazete’de yayımlanıncaya kadar yürütmesi durduruldu.

5

10

6

Beyan usulü:
Madde 10 –
(Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/5 md.) Gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar yönetmelikte tarif edilir. Tarif edilen bu fiiller dışındaki hallerde bu madde hükümleri uygulanmaz.

İptal

Resmi Gazete’de yayımlanmasından 1 yıl sonra

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

10

16

son, 2.tümce

İlk müracaat ve ruhsatlandırma (1)
Madde 16 –(Değişik: 26/5/2004 – 5177/10 md.)

Aynı grup ruhsatlar birbiri üzerine verilemez. Kazanılmış haklar korunmak kaydı ile ayrı grup ruhsatların birbiri üzerine verilebilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

20

46

10

İrtifak, intifa hakkı ve kamulaştırma:
Madde 46 –
(Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/20 md.)Tapu siciline konulan şerhler Bakanlığın müracaatı üzerine ayrıca mahkeme kararına gerek kalmadan silinir.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

23

EK-1

1

Ek Madde 1 – (Ek : 30/7/1999 - 4424/1 md.;Değişik: 26/5/2004 – 5177/23 md.)
(1) 3867 sayılı Ereğli Kömür Havzasındaki Ocakların Devletçe İşlettirilmesi Hakkında Kanun ile Devletçe işlettirilmesi kararlaştırılan Ereğli Kömür Havzasındaki madencilik faaliyetleri bu Kanun hükümlerine tâbidir.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

28

2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU

10

3

ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRİLMESİ:
Madde 10 - (Değişik madde : 26/04/2006 - 5491 S.K/7.mad)

(3) Madenlerin işletilmesi ile ilgili hususlar Maden Kanununun 7 nci maddesine göre yürütülür.

Karar Verilmesine Gerek Olmadığı

26.4.2006 günlü, 5491 sayılı Yasa’nın 7. maddesiyle değiştirildiğinden

Geçici-1

3213 SAYILI MADEN KANUNU

Geçici -1

6, 1.tümce

Geçici Madde 1 - (26/04/2006 - 5491 S.K)
(6) Bor tuzu ruhsat sahalarının rezervi (görünür+muhtemel) bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren beş yıl içerisinde ilgili kamu kuruluşu tarafından belirlenir ve bu alanlar üzerine aynı grup ruhsat verilmez. Bu ruhsatlar Maden Kanununun bu Kanunla değişik 16 ncı maddesinde belirtilen alan sınırlamasına tâbi değildir.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

ANAYASA MAHKEMESİNİN, 26.4.2006 GÜNLÜ, 5491 SAYILI ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN İLE İLGİLİ 2006/99 ESAS SAYILI KARARI

5491 SAYILI KANUN NO

DEĞİŞİKLİK YAPILAN KANUN

MADDE NO

FIKRA NO

YÜRÜRLÜKTEKİ METİN

KARAR

YÜRÜRLÜK TARİHİ

AÇIKLAMA

1

2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU

1

Altı çizili ibare

AMAÇ:
Madde 1 - (Değişik madde : 26/04/2006 - 5491 S.K/1.mad)
Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.

Red

3

3

c, d, (j) son tümce

İLKELER:
Madde 3 - (Değişik madde : 26/04/2006 - 5491 S.K/3.mad)
Çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler şunlardır:
c) Arazi ve kaynak kullanım kararlarını veren ve proje değerlendirmesi yapan yetkili kuruluşlar, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesini gözetirler.
d) Yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisi sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirilir.
j) Çevrenin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve çevre sorunlarının çözümüne yönelik gerekli teknik, idarî, malî ve hukukî düzenlemeler Bakanlığın koordinasyonunda yapılır. 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu kapsamındaki konular Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülür.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

7

10

3

ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRİLMESİ:
Madde 10 - (Değişik madde : 26/04/2006 - 5491 S.K/7.mad)

(3) Petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır.

İptal

Resmi Gazete’de yayımlanmasından 6 ay sonra

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

9

12

1, 2.tümcesindeki altı çizili ibare

DENETİM, BİLGİ VERME VE BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Madde 12 - (Değişik madde : 26/04/2006 - 5491 S.K/9.mad)
(1)
Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığına, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre belirlenen denetleme görevlilerine veya Bakanlıkça uygun görülen diğer kurum ve kuruluşlara devredilir. Denetimler, Bakanlığın belirlediği denetim usûl ve esasları çerçevesinde yapılır.

İptal

ANAYASA MAHKEMESİNİN, 26.4.2006 GÜNLÜ, 5491 SAYILI ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN İLE İLGİLİ 2006/99 ESAS SAYILI KARARI

5491 SAYILI K. NO

DEĞİŞİKLİK YAPILAN KANUN

MADDE NO

FIKRA NO

YÜRÜRLÜKTEKİ METİN

KARAR

YÜRÜRLÜK TARİHİ

AÇIKLAMA

12

2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU

15

1

FAALİYETLERİN DURDURULMASI:
Madde 15 - (Değişik madde : 26/04/2006 - 5491 S.K/12.mad)
(1)
Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca yayımlanan yönetmeliklere aykırı davrananlara söz konusu aykırı faaliyeti düzeltmek üzere Bakanlıkça ya da 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından bir defaya mahsus olmak üzere esasları yönetmelikle belirlenen ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebilir.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

Geçici-2

Geçici-2

Geçici Madde 2 - (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte faal durumda olan işletmelere bu Kanun ve yönetmeliklerle getirilen ek yükümlülüklerin gerçekleştirilmesi için, yönetmeliklerin yayımlanmasından sonra, Bakanlıkça bir yıla kadar süre verilebilir.
(2) 2872 sayılı Çevre Kanununun 9 uncu maddesinin (h) bendine aykırı tesisler, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde kapatılır.

1.fıkra İptal 2.fıkra red

Resmi Gazete’de yayımlanmasından 6 ay sonra

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

Geçici-3

Geçici-3

1

Geçici Madde 3 - (1) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerine tâbi olduğu halde, yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerden, halihazırda yer seçimi uygun olanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ilgili yönetmelikler çerçevesinde gerekli yükümlülüklerini yerine getirdiklerini gösterir çevresel durum değerlendirme raporunu hazırlayarak Bakanlığa sunar. İlgili yönetmeliklerde belirlenen şartları sağlayanlar başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde karara bağlanır.
(2) Çevresel durum değerlendirme raporunu altı ay içinde Bakanlığa sunmayan ya da raporun Bakanlığa sunulmasından itibaren altı ay içerisinde gerekli çevre koruma önlemlerini almayan faaliyetler Bakanlıkça süre verilmeksizin durdurulur.
(3) Yürürlükteki mevzuat uyarınca yer seçimi uygun olmayan faaliyetler için ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması esastır.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

Geçici-4

Geçici-4

1, 2

Geçici Madde 4 - (1) Atıksu arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile, halihazırda faaliyette olup, atıksu arıtma tesisini kurmamış organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, bu tesislerin kurulmasına ilişkin iş termin plânlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlığa sunmak ve aşağıda belirtilen sürelerde işletmeye almak zorundadır.
(2) İşletmeye alma süreleri, iş termin plânının Bakanlığa sunulmasından itibaren; belediyelerde nüfusu, 100.000′den fazla olanlarda 3 yıl, 100.000 ilâ 50.000 arasında olanlarda 5 yıl, 50.000 ilâ 10.000 arasında olanlarda 7 yıl, 10.000 ilâ 2.000 arasında olanlarda 10 yıl, organize sanayi bölgeleriyle bunların dışında kalan endüstri tesislerinde ve atıksu üreten her türlü tesiste 2 yıldır.

Red

Yürütmenin durdurulması talebi red edildi.

2010 yılı başı doğal taş raporu

09 Mart 2010

İHRACAT

1985 yılında Maden Kanunun kapsamına alınan mermer sektörü, bu dönemden sonra farklı bir sürece girmiştir. Sektöre yapılan yatırım sayısının artması paralelinde ihracat potansiyelinin artmasına olanak sağlamıştır. Mermer ihracatı her yıl bir önceki yıla göre artarak devam etmiş ve 2006 yılında 1 milyar dolar sınırını geçmiştir. 2007 ve 2008 yıllarında doğal taş ihracatı artış eğilimini devam ettirmiştir. Ancak 2009 yılında, 2008 yılı dünya ekonomik krizi ve buna bağlı olarak inşaat sektöründe yaşanan ciddi duraklamaya bağlı olarak ihracat %12 oranında azalarak 1,22 milyar dolara gerilemiştir. 173 farklı ülkeye ihracat yapılan doğal taş ticaretinde Çin, ABD, İngiltere, Suudi Arabistan, Libya ve Hindistan ihracatımızda ilk sıralarda yer alan ülkeler olmuştur. Bu ülkeler arasında Çin, Libya ve Hindistan 2009 yılında ihracatımızın arttığı; ABD, İngiltere ve Suudi Arabistan ihracatımızın azaldığı ülkelerdir.

İhracat yaptığımız pazarlar arasında ABD, güçlü ekonomisi ve doğal taş ürünlere olan talebin yüksek olmasıyla dikkat çekmekteydi. Ancak özellikle 2008 yılında etkisini gösteren dünya genelindeki ekonomik kriz, bu pazarda daralmaya neden olmuş ve inşaat sektörünü durma noktasına getirmiştir. Bu gelişmeler karşısında Türk firmaları Çin ve Hindistan gibi hammadde talep eden ülkelere yönelmiştir. ABD pazarında yaşanan bu durumun ekonomik krizin etkilerinin azalmasına bağlı olarak düzelmesi beklenmekle birlikte; Meksika, Peru gibi nakliye avantajı bulunan ülkelerle Mısır, Umman ve İran gibi girdi maliyetleri çok düşük olan ülkelerin ABD pazarında etkili olmaya başladığını göz ardı etmemek gerekmektedir.

Sektörde görülen bu daralma karşısında Türk doğal taş üreticileri de alternatif pazarlara yönelme eğiliminde olup; Afrika’dan Körfez ve Uzakdoğu ülkelerine kadar farklı birçok ülkede tanıtım çalışmalarına başlamıştır. BAE, Bahreyn, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan, Çin ve Hindistan gibi krizden daha az etkilenen Asya ülkeleri ve Rusya sektörün yeni Pazar arayışında olduğu öncelikli ülkelerdir. Bununla birlikte Çin, Suudi Arabistan ve Türkmenistan ise ihracatımızın hızla arttığı önemli pazarlardır.

Türkiye Doğal Taş İhracatı Ülke Dağılımı (Milyon ABD Doları)
Ülkeler 2007 2008 2009 % Değişim
Çin 216 297 353 +16
A.B.D. 386 313 208 -51
İngiltere 75 71 51 -38
Suudi Arabistan 21 44 43 -3
Libya 6 14 37 +62
Hindistan 17 30 35 +13
Kanada 40 46 33 -40
Irak 19 29 33 +12
İsrail 26 28 26 -7
Fransa 22 28 26 -8
B.A.E. 14 46 26 -77
Almanya 19 25 21 -18
Azerbaycan 9 14 20 +28
Suriye 15 21 19 -7
İtalya 28 32 19 -69
İspanya 56 42 18 -126
Diğerleri 265 319 261
TOPLAM 1.232 1.400 1.230

Doğal taş ihracatımızda, özellikle katma değeri yüksek olan işlenmiş ürünlere önem verilmesi dünya pazarındaki payımızın artmasına olanak sağlayacaktır. Bununla birlikte üst gelir seviyesine hitap eden ürün grupları da krize rağmen pazar kaybının yaşanmayacağı ürünlerdir. Ayrıca ürünlerimizin gümrük engeliyle karşılaşmaksızın, tüm önemli ihracat pazarlarına girebilmesi de sektör ihracatının artmasında önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Doğal taş ihracatımızda en önemli katma değer, %57’lik pay ile işlenmiş mermer ve travertene aittir. Doğal taş ihracatımızın 700 milyon doları işlenmiş mermere, 471 milyon doları blok mermer ihracatına, 58,2 milyon doları ise granit ve diğer sert taşların ihracatına aittir. İşlenmiş mermer ihracatında en önemli pazar, ihracatımızın %27’sini oluşturan ABD olmuştur. ABD’ye gerçekleştirdiğimiz doğal taş ihracatında 2008 yılında %33 olan ihracat payımız, 2009 yılında %27’lere gerileyerek pazar kaybımızın en fazla olduğu ülke olmuştur. ABD’yi sırasıyla %7’lik payla İngiltere, %6’lık payla Suudi Arabistan takip etmiştir. Libya, Kanada ve Irak diğer önemli işlenmiş ürün ihraç pazarları olmuştur.

Türkiye Doğal Taş İhracat Değerleri (Miktar: ton, Değer: Bin ABD Doları)
Yıllar 2007 2008 2009
Ürünler Miktar Değer Miktar Değer Miktar Değer
Blok mermer 2.675.034 338.842 3.081.772 439.087 3.198.957 471.168
İşlenmiş mermer 1.553.769 843.553 1.544.096 887.876 1.392.739 700.305
Blok granit 230.609 18.683 236.645 20.776 175.030 11.321
İşlenmiş granit 30.700 12.384 38.231 25.201 33.913 18.864
Diğerleri 141.865 18.238 37.582 26.605 47.311 28.016
TOPLAM 4.631.977 1.232.338 4.938.326 1.399.545 4.847.950 1.229.674

Ham plaka ve blok mermer ihracatın artış gösterdiği bir ürün grubudur. Bu ürünlerin 2009 yılı ihracatı, %7’lik artışla 471 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Çin, toplam ham blok mermer ihracatında %74’lük değerle ilk sırada yer almış; bu ülkeyi sırasıyla Hindistan (%6), Suriye(%4) ve Tayvan(%3) ve İtalya(%2) izlemiştir.

2009 yılında, 58,2 milyon dolarlık granit ve sert taş ihracatı gerçekleştirilmiştir. Bu ürünlerde en önemli alıcı ülkeler İtalya, Almanya ve Hollanda olmuştur. Granit, ihracatı yeni gelişmekte olan bir sektör olmakla beraber bu alandaki yatırımların artmasıyla, ihracat değerlerinde de artış beklenmektedir.

Türkiye Doğal Taş İhracatı (Milyon ABD Doları)
GTİP NO Tanım 2007 2008 2009 2009 Yılında İhracat Yapılan Ülkeler ve Payları (%)
2514 Ham Kayağan Taşı 0,6 0,5 0,5 İtalya (%37), Almanya (%11), Yunanistan (%8), Polonya (%7), Irak (%7)
2515 Ham Mermer - Traverten 338,8 439,1 471,2 Çin (%74), Hindistan (%6), Suriye (%4), Tayvan (%3), İtalya (%2)
2516 Blok Mermer - Granit 18,7 20,8 15,7 Almanya (%53), İtalya (%10), Hollanda (%6), İsviçre (%4), Arnavutluk (%4)
6802 İşlenmiş Doğal Taşlar 874,2 939,0 742,0 ABD (%28), İngiltere (%7), Suudi Arabistan (%6), Libya (%5), Kanada (%4), Irak (%4)
TOPLAM 1.232 1.339 1.229

İTHALAT

Son yıllara kadar doğal taş ithalatımız, ihracatta görülen artışın aksine ya sabit kalıyor ya da çok az artış gösteriyordu. Özellikle Çin’den yapılan ithalatın artmasıyla beraber doğal taş ithalatı da artmaya başlamıştır. Ancak bu durum 2008 yılındaki ekonomik krizin etkisiyle, 2009 yılında azalış yönüne dönmüştür. 2009 yılında doğal taş ithalatı bir önceki yıla göre miktar bakımından %16, değer olarak %12 azalmıştır. 150 bin dolara gerileyen ithalatta, en önemli pay %85’lik paya sahip olan işlenmiş granit ve %6’lık paya sahip olan blok granite aittir. Doğal taş alımı yapılan ülkeler arasında Çin, Hindistan, İspanya ve İtalya ilk sıralarda yer almıştır.

Ham-blok ve işlenmiş mermer ithalatı da, 2009 yılında 9,8 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu ürünlerin ithal edildiği başlıca ülkeler; Çin, Hindistan, İspanya ve İtalya’dır.

Türkiye Doğal Taş İthalat Değerleri (Miktar: ton, Değer: Bin ABD Doları)
Yıllar 2007 2008 2009
Ürünler Miktar Değer Miktar Değer Miktar Değer
Blok mermer 4.101 1.722 4.748 1.282 1.850 414
İşlenmiş mermer 20.157 17.045 19.959 21.573 10.904 9.408
Blok granit 178.438 26.902 122.649 23.034 58.891 9.589
İşlenmiş granit 187.688 106.955 184.778 108.253 223.378 127.249
Diğerleri 11.011 4.425 31.843 15.739 10.984 3.503
TOPLAM 401.395 157.049 363.977 169.881 306.007 150.163

Yeraltı Oda-Topuk Yönteminin Mermer Blok Üretiminde Uygulanması

25 Aralık 2009

Y. Doç. Dr. Metin ERSOY
Afyon Kocatepe Üniversitesi Afyon Meslek Yüksekokulu Doğal Yapı Taşları Teknolojisi Programı, Afyonkarahisar, metinersoy@aku.edu.tr

Öğr. Grv. Liyaddin YEŞİLKAYA
Afyon Kocatepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü, Afyonkarahisar, yesilkay@aku.edu.tr

Maden Müh. Ahmet Lütfi DİNÇER
Tureks Mns Ocak İşletmeleri Sanayi ve Ticaret AŞ, Afyonkarahisar, aldincer@superonline.com

Mermer ve doğal taşların bulunduğu formasyonlar genellikle sağlam yapılar olduklarından, tahkimatsız büyük boşluklar açılmasına izin vermektedirler. Bu da mermer blokların, yeraltı üretim yöntemlerinden olan, oda-topuk yöntemi uygulanarak üretilebilmesi şansını doğurur. Günümüzde İtalya ve İspanya gibi mermer üretiminde önde gelen ülkelerde birçok ocakta yeraltı mermer işletmeciliği başarıyla uygulanmaktadır.

Ülkemizde ise mermer üretiminin hemen hepsi, çeşitliliğin ve rezervin yeterli olmasından dolayı, açık ocak yöntemleri uygulanarak yapılmaktadır. Açık ocak işletmeciliğinin en önemli dezavantajı, üretim faaliyetlerinden sonra çalışma alanında rekültivasyon çalışmaları gerektirmesidir. Bu yeniden doğaya kazandırma çalışmaları, işletmeciye ekstra maliyet yüklemekle birlikte üretim aşamasında işletmeyi, bazı sabırsız çevreci topluluk ve kuruluşların hedefi haline getirmektedir. Bu durum hem işletme sahiplerinin hem de mermer işletmeciliğinin yapıldığı bölge insanının rahatsız olmasına neden olmaktadır.

Yeraltı ocak işletmeciliğinde ise, yüzeyde herhangi bir faaliyet yapılmadığından çevre ile ilgili olumsuz faktörlerin en aza indirilmesiyle birlikte benzer nedenlerle çalışma izni verilmeyen birçok mermer ve doğal taş yatağının ekonomiye kazandırılma şansı doğmaktadır. Sonuç olarak, doğal yaşamın korunması ve üretim yapılabilecek alanların genişletilmesi bakımından yeraltı işletme yöntemi iyi bir seçenektir.

Yeraltı işletmeciliği;
•    Örtü tabakasının kazılamayacak kadar sert ya da yataklanma yüzeyinin blok alınamayacak kadar çatlaklı ve verimsiz olması,
•    Düz ocaklarda derinlik arttıkça çalışma alanının daralması, blok, moloz ve pasanın yüzeye taşınması maliyetinin artması,
•    Yamaç ocaklarda kademeler ilerledikçe kaldırılması gereken örtü tabakasının artması,
•    Yüzeyde herhangi bir tarihi yapı bulunması, bölgede yaşayan canlıların korunması ve yüzeyde bulunan tesislerin bozulmaması gibi durumlarda uygulanabilir.

Yeraltı mermer işletmeciliğinin uygulanabilmesi için özel malzeme ve kalifiye işçilik gerekmesinin yanı sıra yöntem, galeri sürülmesi ve kılavuz boşluklarının hazırlanması dışında açık ocak mermer işletmeciliğinin aynısıdır. Dolayısıyla açık ocak işletmeciliğinden yeraltı işletmeciliğine geçiş için gerekli ek yatırım miktarı korkulacak boyutlarda yüksek değildir. Bu yazıda yeraltı mermer işletmeciliğinde uygulanan üretim yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir.

Yeraltı Mermer Ocaklarında Kullanılan Özel Makineler

Galerilerin açılması ve kılavuz boşluklarının oluşturulması faaliyetlerinde, tünel makinesi olarak adlandırılan kollu kesme makineleri ve zaman zaman elmas telle kesme makinesi kullanılır. Kollu kesme makineleri, açık işletmelerde kullanılan standart zincirli-kayışlı kollu kesme makinelerinin bir başka versiyonu olup kütleyi kesme prensipleri aynıdır.

Galeri açma işinde kullanılan makineler:
•    Standart kollu kesme makinesi
•    Sütunlu kollu kesme makinesi
•    Mekanize kollu kesme makinesi
•    Elmas telle kesme makinesi şekilde listelenebilir.

Standart kollu kesme makinesi: Açık ocak işletmeciliğinde kullanılan versiyonundan tek farkı, kesici kolun makine gövdesinin üst kısma da yönlendirilerek, oturduğu zemine göre gövde yüksekliği kadar daha yüksekten kesim yapabilmesidir (Şekil 1). Bu da galeri ya da kılavuz boşluklarının açılmasında taban ve tavan kesimlerini mümkün kılar.

Sütunlu kollu kesme makinesi: Makine, ana hatlarıyla iki sütun arasına yerleştirilmiş bir köprü ve köprünün üzerinde hareket eden koldan ibarettir (Şekil 2). Köprü sütunlar üzerinde yukarı-aşağı hareket ettirilirken, kesme grubu da köprü üzerinde sağa-sola hareket ettirilir. Böylece makinenin ve kolun durumuna göre yatay ve düşey kesme yarıkları açılabilir.

Mekanize kollu kesme makinesi: Bu makineler kesici grubun mekanik bir taşıyıcıya ya da iş makinesine monte edilmiş şekilleridir (Şekil 3). Çalışma esnasında makine, hidrolik kaldıraç ünitesi ile yerden bir miktar kaldırılır, böylece gövde sabitlenmiş olur. Sonra kesici grubu taşıyan ünite kesme arınına paralel olarak yere dik konuma getirilir ve tavan-taban arasına hidrolik pompalar vasıtasıyla sıkıştırılır. En son kesici grup, planlanan kesme düzlemine göre düşey kesim için dikey konuma, yatay kesim için yatay konuma getirildikten sonra kol boyu mesafesinde kesim işlemi gerçekleştirilir.

Elmas telle kesme makinesi: Kılavuz sürme işlemlerinde kullanımı nadir de olsa, ilk yatırım maliyetini düşük tutmak için tercih edilebilir. Makine, özel tasarlanmış sondaj makineleriyle birlikte kullanılır. Bu makineler tavan taban arasına hidrolik pistonlarla sıkıştırılmış bir direk üzerinde çalışır ve standart delicilere göre daha geniş delikler açar (yaklaşık 25 cm). Delme işlemi, kesimi yapılacak kütlenin dört köşesinden planlanan derinliğe kadar yapılır (kılavuz galerisi tavan-taban köşeleri). Sonra tijlerin ucuna monte edilen makaralar üzerinden elmas tel geçirilerek deliğin dibine kadar itilir ve tijler sabitlenir. Telin, elmas telle kesme makinesinin volanından da geçirilmesiyle kesime hazır hale gelinir.

Yeraltı Üretim Tekniği

Günümüzde yeraltı mermer üretimi, yeraltı maden işletme yöntemlerinden olan oda-topuk yöntemi uygulanarak yapılmaktadır. Basit şekliyle yöntem, odalar şeklinde boşluklar açılması (blok üretimi) ve boşluklar arasında tavanın kontrolünü sağlamak için formasyonun bir bölümünün dokunulmadan bırakılması (topuk) şeklindedir. Topukların tavanı tutabilmesi için basınç altında ezilmeyecek kadar sağlam olması ve iki topuk arasında kalan tavanın kırılmadan durabilmesi gerekir. Emniyet topuklarının boyutları tabakaların mukavemetine ve örtü tabakasının kalınlığına göre hesaplanır. Derinlik arttıkça bırakılması gereken topuk boyutları büyür, kayıp artar. Az derinlik ve dayanıklı formasyon olması durumunda güvenli bir şekilde ve az kayıpla çalışılabilir, aksi halde tavanı tutmak zorlaşır. Kaybı azaltmak, topuk boyutlarını küçültmekle mümkündür. Bunu sağlamak amacıyla, zaman zaman tavan tabakası, bir üst tabakaya tavan cıvatalarıyla tutturularak topuklar arası dayanım artırılır. Yöntemin en büyük avantajı basit oluşu, dezavantajı da diğer yeraltı maden üretim yöntemlerine göre kayıp oranının yüksek oluşudur.

Yeraltı mermer ocaklarında iki ana üretim sistemi uygulanabilir. Bunlardan birincisi galeriler sürülmesi ve bu galerilerin genişletilerek üretim alanları (oda) oluşturulması şeklindedir. Bu üretim şekli, kazanılması planlanan bölgenin ocağa giriş noktasına yakın olduğu durumlarda uygulanır ve büyük girişli ocaklar olarak tanımlanabilir.

İkincisi ise, galeriler sürüldükten sonra planlanan üretim alanlarının tavanında kılavuz boşlukları oluşturulması ve bu kılavuz boşluklarının tabanından galeri tabanına kadar, açık işletmelerde olduğu şekliyle, kazanılarak odaların oluşturulmasıdır. Bu üretim şekli de ocağa giriş noktası ile üretimi planlanan bölge arasının uzak olması durumunda uygulanır ve küçük girişli ocaklar olarak tanımlanabilir.

Galerilerin açılması

Galeri açılması kısaca, kılavuz yolunun sürülmesi ve arkasından basamaklar oluşturularak blokların üretilmesi işleminden ibarettir (Şekil 4).

Kılavuz yolunun sürülmesi sırasında kollu kesme makineleri kullanılır. Kollu kesme makinesi ilerleme yönüne paralel yerleştirilir, kolonu taşıyan sütunlar tavan ve taban arasına sabitlenir ve galeri genişliği boyunca tavan, taban ve tavan-taban arası orta noktadan olmak üzere paralel üç kesme yapılır.

Bu kesimlerden sonra makinenin pozisyonu düşey kesim yapılmak üzere ilerleme yönüne dik konuma getirilir ve galerinin sağ, orta ve sol yanlarından tavandan tabana paralel düşey üç kesme daha yapılır.

Böylece ilerleme yönüne doğru birbirini kesen üçer düzlem veya arka kesimi yapılmamış dört adet blok oluşturulmuş olur. Bu blokların bulunduğu yerden çıkarılması işlemi çatlatarak-keserek ya da parçalayarak olmak üzere iki şekilde yapılabilir.

Kesme alanından iki bloğun çıkarılmasından sonra ayna düzleminde kalan girinti ve çıkıntılar kırılarak alınır, ortam temizlenir. Diğer iki bloğun çıkarılmasında da aynı yöntemler uygulanabilse de, blokların kazanımı açısından daha çok arka kesim yapılır. Arka kesim, sütunlu kollu kesici ile çalışılan ocaklarda elmas telle kesme makinesi ile, mekanize kollu kesicilerle çalışılan ocaklarda ise makinenin kesme grubunun açılan boşluğa yerleştirilmesi ve yan kesim yapması şeklinde gerçekleştirilir.

Açılan kılavuz yollarının, çalışma mesafesi kadar (10-15 m) gerisinden, planlanan galeri yüksekliğine göre bir veya iki basamak oluşturularak ilerleme gerçekleştirilir. Basamakların oluşturulması ve kesme işlemi, açık işletmelerde uygulanan U kanal açma şeklindedir. En çok uygulanan yöntem taban kesiminin kollu kesicilerle, iki yan kesimlerin de delerek ve elmas telle kesilmesi şeklindedir.
Arka kesim ise elmas telle ya da kollu kesici (kol boyu basamak yüksekliğinde olmalı) ile gerçekleştirilebilir.

Kılavuz boşluklarının açılması

Kılavuz boşluklarının açılması işleminde, kılavuz yollarının açılmasında kullanılan kollu kesme makineleri kullanılır. Yöntem birbirine dik iki kılavuz yolunun açılması ve yolların sınırladığı hacmin ilerletimli veya dönümlü olarak kazanılması şeklinde özetlenebilir. Kılavuz boşluğunun genişletilmesi aşamasında çalışılacak dilimin iki yüzeyi serbesttir ve çalışma şekli kılavuz yollarının sürülmesinden daha kolaydır. Dilimler kazanılırken, kollu kesici tavan-taban yatay kesimleri için ilerleme yönüne göre paralel konumdayken, kılavuz genişleme yönü doğrultusunda da düşey kesimi gerçekleştirebilir. Aynı şekilde ilerleme yönü doğrultusunda düşey kesim için dik konumdayken de genişleme yönü doğrultusunda tavan-taban yatay kesimi gerçekleştirebilir. Bloğun tamamen serbestleşmesi için de, arka kesimler, elmas telle kesme makinesi ile kolayca yapılabilir. Mekanize kollu kesicilerle çalışma daha kolay ve pratik olduğundan kademeli çalışma alanları oluşturulmasına gerek kalmadan düz şeritler halinde de çalışılabilir.

Bloğun çekilmesi ve taşınmasının kolaylaştırılması amacıyla, genellikle tavan-taban arası orta düzlemde de yatay kesme işlemi yapılır. Bloğun olduğu yerden alınması da, blok gövdesine kanca ve tokalar tutturularak çekme vinçle ya da halatla iş makinesine bağlanarak sürüklenmesi şeklindedir.

Oda ve Topukların oluşturulması

Ocakta kılavuz boşluklarının oluşturulması işlemi topuk sınırlarına kadar devam eder (Şekil 5). Kılavuz boşluğunun tabanı üretim alanının üst yüzeyidir. Yan yüzeyi de galeri duvarı olduğundan oda şeklinde üretilmek istenen hacmin iki yüzeyi serbest hale gelmiş olur. Bu aşamada, galerilerin açılması işleminde basamakların ilerletilmesi gibi, U kanal açılarak kütlenin üçüncü yüzeyi de serbest hale getirilir. U kanal açma işleminde, alt kesimde standart kollu kesici makineler kullanılırken yanal yüzeyler önce delerek sonra elmas telle keserek serbest hale getirilir. Kütlenin arka kesimi de elmas telle kesilerek kazanılır. Kanal açma işleminde kazanılan kütle sayalanarak bloklar üretilir ve yeryüzüne taşınır.

Elmas telle kesme işleminde makine, klasik uygulamalardan farklı olarak, kılavuz boşluğunda yani kesilecek kütlenin üst kotunda çalıştırılır. Bu yüzden kanal açma ve normal üretim sürecine geçilmeden önce, kılavuz boşluğunun elmas telle kesme makinesinin çalışabileceği alan kadar açılması zorunludur. Aksi durumda elmas telle kesme makinesinin galeri boşluğunda çalıştırılması gerekir ki bu hem malzeme hem de blok nakliyatını engellediği gibi işlem sırasında tel kısaltma sayısını da artıracağından verimli çalışılamaz.

Kanal açıldıktan sonra üretim bölgesinde açık işletme yöntemlerine uygun, üç yüzeyi serbest basamaklar oluşturulmuş olur. Genellikle üretim şekli, alt kesimlerin standart kollu kesicilerle, yan ve arka kesimlerin de delerek ve elmas telle kesilerek yapılması şeklindedir ve seri üretim yapılabilir.

Sonuç ve Öneriler

Yeraltı üretim yöntemi, açık ocak işletme yöntemlerine göre ekstra yatırım gerektirse de, üstteki düşük kalite tabakalar çalışılmadan, doğrudan daha derindeki iyi blokların üretilebilmesiyle öne çıkmaktadır. Ayrıca seçimli üretim yapılabilmesi, yani formasyonun blok verimi iyi olan bölgelerinin çalışılması diğer bölgelerinin topuk olarak bırakılabilmesi, böylece üretim sonucu açığa çıkacak ve atık döküm sahalarında depolanacak olan pasa miktarının da en aza indirilmesi, doğal çevrenin korunması bakımından önemlidir. Madencilik faaliyetlerinin sona ermesinden sonraki aşamalarda da çalışma sahalarında rekültivasyon için yatırım gerektirmemesi ve açılan yeraltı boşluklarının gerek depo, sığınak gerekse turistik amaçlı kullanılabilmesi yeraltı üretim şeklinin bir başka avantajıdır. Çalışma koşulları bakımından da yılın her ayı ve tüm gün aynı iklim koşulları altında çalışılabilmesi, üretim kapasitesinin en üst seviyeye çıkartılmasını mümkün kılar.

Ülkemizde gerek kömür gerekse metal madenleri için, yeraltı üretim tekniklerinin birçoğu uzun yıllardır uygulanmaktadır. Dolayısıyla mermer sektöründe de uygulanabilmesi için gerekli teknolojik bilgi ve deneyim mevcuttur. Ayrıca, açık ocak şeklinde çalışılan mermer sahalarında yeraltı yöntemine geçişte, ana üretim şeklinin açık işletmedekinin aynı olmasından dolayı, hem makine donanım yatırımı hem de kalifiye eleman istihdamı bakımından fazla zorluklarla karşılaşılmayacaktır.

Ülkemizde tercih edilmeyen yeraltı üretim şeklinin, devlet tarafından vergi indirimi, ucuz kredi, ÇED muafiyeti vb. desteklerle özendirilmesi, hem mermer üretiminde daha çevreci çalışılmasına hem de yasal kısıtlamalardan dolayı faal olmayan birçok mermer sahasının ekonomiye kazandırılmasına yardımcı olacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar

Akkoç, T., 2003, Derin Mermer Yataklarının Yeraltı Üretim Yöntemleriyle İşletilebilirliğinin Araştırılması, Dokuz Eylül Ün. Fen Bil. Enst. Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 147.
Anon (a) Chain Saw Machines for Ornamental Stone Quarries Exploitation, Costruzioni Meccaniche Fantini Srl Torino, Italy, 48.
Anon (b), 2009, http://www.benettigroup.com/store/listprod.asp?idCategory=78.
Anon (c), 2009, http://www.fantinispa.it/us/products/csm/csm.html
Anon (d), 2009, http://www.m.godden.btinternet.co.uk/quarrying_info.htm
Anon (e), Aplication of The Chain Saw Macchine to Modern Systems of Exploitation Stone Quarries, Costruzioni Meccaniche Fantini Srl Torino, Italy, 58.
Anon (f), Katalok, Benettimacchine, A. Benetti Macchine S.r.l.Carrara, Italy, 28.
Anon (g), 2009, http://www.quarryscapes.no/QLM_november_06.php
Anon (h), Katalok, Korfmann Lufttechnik GmbH, Germany
Cotman I., Fornaro M., 2000, Innovative Underground Exploitation Methods: The “Istrian Yellow” Case, Le Cave di Pietre Ornamentali Torino, İtaly, 215-220.
Erdoğan M., 1997, Yeraltı Mermer İşletmeciliği ve Tasarım İlkeleri,Türkiye II. Mermer Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Afyon, 43-51.
Ersoy M., Yeşilkaya L., 2009, Mermer Blok Üretiminde Yeraltı ve Açık Ocak İşletme Şekillerinin Karşılaştırılması, Natura-Sektör, Sayı 5, 90-93.
Gonzalez-Nicieza C., Alvarez-Fernandez M.I., Menendez-Dyaz A., Alvarez-Vigil A.E., 2006, A Comparative Analysis of Pillar Design Methods and its Application to Marble Mines, Rock Mechanics and Rock Engineerings, 39 (5), 421–444.
Karaca Z., 2001, Mermer Madenciliği, Dokuz Eylül Ün. Torbalı Meslek Yüksekokulu Yayınları No:1, İzmir, 159.
Kaynar A., 1995, Yeraltı Mermer Madenciliği ve Ülkemizdeki Geleceğine Bir Bakış, Türkiye I. Mermer Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Afyon, 29-36.
Köse H., Tatar Ç., 1997, Madenlerde Yeraltı Üretim Yöntemleri, Dokuz Eylül Ün. Müh. Fak.Yayınları No: 14, İzmir, 206.
Kulaksız S., 2007, Doğaltaş (Mermer) Maden İşletmeciliği ve İşleme Teknolojileri, TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Ankara, 634.
Neugebauer, Erich, 2008, A new way to tackle safety in underground operations, Mining & Construction No 3, 12-13.
Onargan T., Köse H., Deliormanlı A. H., 2006, Mermer, TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Ankara, 324.
Saltoğlu S., 1979, Madenlerde Yeraltı Üretim Yöntemleri, İstanbul Teknik Ün., İstanbul, 178.

Marble 2010′da Yeni Hedefler, Yeni Pazarlar

25 Aralık 2009

İzmir’de 24-27 Mart 2010′da düzenlenecek 16. MARBLE - Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nın 6 kıta, 66 ülkede tanıtılacağı bildirildi.

İZFAŞ’tan yapılan açıklamaya göre, fuara destek veren sektör kuruluşları ve Türkiye taş ihracatına yön veren sektör temsilcilerinden oluşan MARBLE Danışma Kurulu, 2010 yılına ilişkin hazırlıkları değerlendirmek üzere toplandı.

Kurul, MARBLE’ın, ziyaretçi çalışması yapılacak hedef ülkelerini belirledi.

MARBLE 2010‘un Almanya, ABD, Arnavutluk, Avusturya, Avustralya, Azerbaycan, BAE, Bahreyn, Belçika, Brezilya, Bhutan, Bosna Hersek, Brezilya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Cezayir, Çin, Endonezya, Fas, Fransa, Filipinler, Güney Kore, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Kazakistan, Kırgızistan, Laos, Libya, Lübnan, Macaristan, Malezya, Meksika, Mısır, Moldova, Myanmar, Nepal, Özbekistan, Pakistan, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya, Singapur, Slovakya, Slovenya, Sri Lanka, Suriye, Şili, Tayland, Tunus, Türkmenistan, Ukrayna, Ürdün, Vietnam ve Yunanistan’da sürdürülen tanıtım çalışmalarının devam etmesine, ancak tanıtım faaliyetlerinde Orta doğu ve Körfez ülkeleri ile Asya ve Güney Amerika ülkelerine ağırlık verilmesine karar verildi.

İZFAŞ Genel Müdürü Doğan İşleyen, MARBLE’ın Türk doğal taşının tanıtımına ve ekonomik payını yükseltmeye yönelik en önemli organizasyon olduğunu belirterek şöyle dedi:

MARBLE‘ı 6 kıtada, 66 ülkede tanıtacağız. Çalışmalarımız fuar katılımları ve uluslararası pazarlama çalışmalarının yanı sıra İran, Çin ve Hindistan bölge temsilcilerimiz aracılığıyla yürütülecek. Global kriz nedeniyle yeni hedefler, yeni rotalar belirliyoruz, amacımız Türk taşını geleneksel pazarının yanı sıra yeni pazarlarla, yeni ticari olanaklarla tanıştırmak.”

MARBLE 2009, 76 ülkeden gelen ziyaretçisiyle global ekonomik krizden önemli oranda etkilenen Türk doğaltaş sektörü için can suyu olmuştu. 42 bin 500 metre kare alan üzerinde gerçekleşen fuara, yurt içi ve dışından bin 112 firma katılmış, fuarı, 51 bin 560 kişi ziyaret etmişti.

Türkiye’deki Doğal Taşların Tanımları ve Çeşitleri

25 Aralık 2009

Doğal Taşların Tanımı

Doğal taşlar, doğadan çıkarıldıktan sonra ticari olarak işletilebilen en eski inşaat malzemeleridir. Tarih boyunca insanoğlu tarafından yapılarda ve anıtlarda güzelliği dayanıklılığı nedeniyle kullanılmıştır. Zamanla kullanımı artan doğal taşlar günümüzde özellikle inşaat, kaplama, döşeme, heykelcilik, mezar taşı yapımı, mıcır, porselen ve cam sanayi(kuvars), optik sanayi ve süs eşyası yapımında kullanılmaktadır.

Türkiye’de Mermer Olarak Değerlendirilen Kayaçlar

1-Hakiki Mermerler
Kireçtaşı ve dolomit gibi karbonatlı kayaçların metamorfizması sonucu oluşan hakiki mermerler genellikle açık renktedirler. Mineralojik yapısındaki kalsit minerallerinin boyutları, oluşum sırasındaki sıcaklık ve soğuma hızı ile yakından ilişkilidir. Oluşum ve sonrasında etkili olan tektonik kuvvetler nedeniyle mermer çatlaklı ve kırıklı bir yapı kazanır. Bu yapı içinde dolaşan yeraltı ve yüzey sularının içerdikleri elementlere ait çeşitli bileşikleri bırakmaları sonucu mermerlerde damarlar halinde renk değişiklikleri ortaya çıkar.

Türkiye’deki dağılımları;
• Marmara Adası Mermerleri
• Afyon, İscehisar Mermerleri
• Eskişehir, Sivrihisar Mermerleri
• Sakarya, Harmantepe-Dokurcun ve Akyazı Mermerleri
• Muğla, Hamursuztaşı Mermerleri
• Yalova Mermerleri
• Akhisar Mermerleri
• Maraş, Göksun Mermerleri
• Edremit, Kazdağı Mermerleri
• Kırşehir, Temirli Mermerleri
• Kastamonu, Araç-Tosya –Çatalzeytin Mermerleri

2-Konglomera ve Breşler
Çeşitli kayaç parçalarının akarsu ortamında uzun mesafeler boyunca taşınıp, orta-iyi derecede yuvarlaklık kazanması sonucu oluşan, tane boyu 2 mm.’den büyük çakıl ve blokların kum ve doğal çimento ile bağlanıp pekişmesiyle konglomera adı verilen sedimanter kayaçlar meydana gelir. Kesilerek plaka halinde getirilen konglomeralar parlatıldıktan sonra inşaatlarda kaplama malzemesi olarak kullanılır. Konglomeralarda çakılların yaklaşık aynı sertlikte olması ve çimento ile iyi bir şekilde birleşmiş olması istenir. Çimentonun boşlukları doldurma derecesi iyi değilse kayaç boşluklu olur. Çakılları yuvarlak olan konglomeralara puding denilmektedir. Bu tür mermere örnek olarak Hereke Pudingleri verilebilir. Mermerlerin tektonik hareketlerle kırılıp parçalanması sonucu oluşan köşeli çakıllar kimyasal yolla çökeltilmiş bir çimento ile bağlanırsa breşler oluşur. Çimentonun rengi kırılan parçalardan farklı olduğu için, breşler cilalandığı zaman damarlı ve çok renkli güzel bir görünüm arz ederler.

Türkiye’deki Konglomera ve Breş dağılımları;
• Bilecik, Gülümbe-Söğüt Mermerleri
• Bursa, Orhaneli Mermerleri
• Sakarya, Harmantepe-Dokurcun Gri Mermerleri
• Gebze, Kutluca Fosilli Bej Mermerleri
• Ankara, Haymana Bej Mermerleri
• İskenderun Siyah Mermerleri
• Konya, Bozkır Kahverengi-Kızıl Mermerleri
• Adana, Toros Bej Mermerleri

3-Magmatik (Derinlik ve Yüzey ) Kökenli Mermerler
Bileşimlerinde belirli oranda kuvars, hornblent, feldspat ve mika gibi silikatlarla opak mineraller bulunan bu tür kayaçların gerek üretimleri gerekse işlenip cilalanmaları daha zordur. Diğer yandan dış etkilere dayanımları diğer mermerlere oranla fazladır. Bu yüzden kullanım alanları her geçen gün artmaktadır. Granit, diyabaz, serpantin, bazalt, kristalin şist ve gyanslar bu tür kayaçlardan en önemlisidir.

Türkiye’deki magmatik kökenli mermer dağılımları;
• Balıkesir, Kapıdağ Graniti
• Bursa, Armutlu Graniti
• Eskişehir, Sivrihisar Graniti
• Gümüşhane Granitleri
• Gemlik, Zambakkaya Diyabazı
• Bilecik, Kürselik-Abbaslık Serpantini

4-Traverten ve Oniks
Kalsiyum karbonatlı sıcak suların bünyesinden karbondioksitin ayrılması sonucu oluşan bu mermerler, işletilmesi oldukça kolay, çok yaygın olarak kullanılan hafif kaplama malzemeleridir. Travertenler, sünger gibi gözenekli olmalarına karşın dayanıklı ve oldukça serttir. Çıkarma, delme ve kesilmenin kolay olması, kolay yapıştırılabilmesi, fazla miktarda bulunması, demir oksit hidroksit içeriği nedeniyle beyazdan sarı, bej ve hatta kahverengiye değişen renklere sahip olması gibi nedenlerle dış cephe kaplamalarında tercih edilmektedir. Oniks ise, soğuk bikarbonatlı kaynak sularının zamanla oluşturduğu kristalli, kompakt ve yarı şeffaf olan çökeline denir. Onikse su mermeri de denilmektedir. Burada tanımlanan oniks, bileşimi silis olan kalseden cinsi oniksle karıştırılmamalıdır.

Türkiye’de traverten ve oniks dağılımları;
• Antalya Travertenleri
• Bursa Travertenleri
• Denizli Travertenleri
• Ankara, Malıköy-Haymana Travertenleri
• Çankırı, Eskipazar Travertenleri
• Sivas, Sıcak Çermik Travertenleri
• Adana Travertenleri
• Antakya Travertenleri
• Reyhanîye Travertenleri
• Niğde, Bor Travertenleri
• Bilecik, Söğüt Oniks Travertenleri
• Bolu, Mudurnu Oniks Travertenleri
• Kırşehir, Avanos-Avcı Terme Oniks Travertenleri
• Manisa, Akhisar Oniks Mermerleri
• Sivas, Çermik Oniks Mermerleri
• Ankara, Çubuk Oniks Mermerleri

Bitki Havuzu

20 Aralık 2009

Tasarım bittikten sonra bu tasarımı nasıl uygulayacağınıza karar vermek gerekiyor. Bu kararı verirken, hem nasıl yapacağınıza, hem nelerle yapacağınıza, hem de hangi maliyetlerle yapacağınıza karar vermelisiniz.

Benim süs havuzunu yapacağım yer Toroslarda, 1300 rakımda, yazın 35 derece, kışın -15 derece sıcaklıklarının olduğu bir yer. Suyun donup genleşmesi vs.. gibi etkenlerden ötürü beton havuz yapma seçeneğini hemen eledim. Bahçenin yolun diğer kısmında olması ve taş duvarla çevrili olmasından dolayı elle kazmaktan başka çare yoktu. Su derinliğinin maksimum 80 cm, havuz kenarında 30 cm olacağı şekilde tasarımım buna imkan veriyordu. (Yaklaşık 4 tonluk bir hacim kazılacaktı).

Tasarım öncesinde Bauhaustan son kalan bir promosyon ürünü olarak filtre sistemini çok ucuz bir fiyata satın almıştım (ambalajı kirliydi, yırtıktı, vs..) (Heissner marka Bidonlu filtre sistemli kaliteli motorlu bir sistem). Normalde tasarım sonrasında havuzdaki su hacmine göre almak gerekir. Filtreyle ilgili bilgileri daha sonra detaylı anlatacağım. Bauhaus’ta her ikisi de Ultraviyole’li (UVli) ucuz olan Watermarks filtre sistemi 200, Heissner pahalı filtre sistemi 400 YTL civarı fiyatlara satın alınabilir. DIY (Kendin yap) filtreler de bidon, hortum, filtre malzemesi ve motor kullanılarak yapılabilir; ancak ucuz bir hazır sistem kesinlikle daha ucuza malolacaktır. Benim satın aldığım filtre sisteminde UV yoktu, akvaryumlarım için almış olduğum yaklaşık 90YTL maliyetindeki Atman 9V UVyi kullanmaya karar verdim.

Süs havuzlarında dalgıç pompaları tavsiye etmiyorum; hem çok ses yaptıklarından, hem de çok fazla elektrik harcadıklarından. Filtre içindeki yararlı bakterilen ölmemesi için filtrenin sürekli çalışması gerektiği için; uzun vadede elektrik masrafını da düşünmek gerekiyor. (Örnek olarak aynı debide su taşıyan Heissner markalı su motorları, Watermarks su motorlarının yarısı kadar elektrik harcıyorlar).

Havuz şiltesi olarak yine Bauhaus’tan Heisnner marka 0.5 mm kalınlığında 6 metre kalınlığında 10 metre uzunluğunda havuz şiltesi satın aldım (Fiyatı metrekaresi 4.8 YTLydi; 60 metrekaresi 290 YTLye maloldu). Heissner’ın havuz şiltesi astarı da şilteyle aynı fiyata satılıyordu. Ben onun için de 290 YTL harcamak yerine, her biri 50 metrekare olan 2 adet laminant parke şiltesi satın aldım (0.2 mm kalınlığında), 100 metrekaresi toplam 30 YTLye maloldu.

Havuz şiltesinin boyutları için şöyle bir hesaplama yöntemi var: 40+Uzunluk+2xDerinlik+40 cm uzunluğunda; 40+Genişlik+2xDerinlik+40 cm genişliğinde şilte kullanılır. 40 cmler her iki taraftaki su dışında kalması gereken uzunluk, 2xDerinlikler ise şiltenin dikeyde kat ettiği mesafe. Hesaplamalarımda 6×6 şiltenin havuz için, kalan miktarın ise dere ve şelale için yeteceğini gösteriyordu.

Havuzun ortasına koymayı düşündüğüm Watermarks marka fıskiye motoru ve setini sanırım 60 YTLye satın aldım. Ancak önümüzdeki sene daha güçlü bir motor satın almayı düşünüyorum (fıskiyenin daha kuvvetli ve yükseğe su püskürtmesi için). Daha sonra 85 YTLye sırayla 6 değişik renkte ışık veren led ışıklı fıskiye başlığı satın aldım Bauhaus’tan.

Sepetli saksılar, nilüferler ve diğer su bitkilerini ayrı bir başlık altında anlatacağım. Süs havuzunu mayıs sonunda inşa ettiğim için; çok daha önceden nilüfer ve su bitkilerini alıp balkonda su dolu leğenler içinde büyütmeye başlamıştım. İlk sene sistemi geç kurabileceim için Koi konusunu erteledim. Toplam olarak yaklaşık 200 YTLlik su bitkileri satın aldım.

Kayrak taşı, kum, çakıl, çimento gibi malzemeler ve nakliyesi toplam 200 YTLden daha ucuza maloldu. 25 metre ekstra hortum, cocopeat torf, kalın kablolu elektrik tesisatı, kauçuk dış mekan prizleri vs.. diğer masraflar da yaklaşık 100 YTLye maloldu.

Özet olarak 5 ton kapasiteli şelaleli, dereli, havuzlu, nilüferli ve su bitkili sistemi işçilik hariç 1200 YTLye maloldu. İşçiliği babam ve ben yaptık.

Bahçede Pratik Bilgiler 2

20 Aralık 2009

Saksıda veya poşette almış olduğumuz bir ağacı, bahçemize nasıl dikmemiz ve dikerken de nelere dikkat etmemiz gerekir.

Saksıdan daha geniş bir daire açmalıyız.
Açmış olduğumuz çukurun yan duvarlarına doğru toprağı yumuşatmamız gerekir.(kökler rahatça ilerleyebilsin)

Saksıdan çıkan bitkinin alt kısmındaki toprak biraz alınır, serbest kalan kökler, çukur içinde hafifçe yayılır.

Name:  guler.jpg Views: 1306 Size:  25.9 KB

Herekleme sopası çakılır, ve bitki çukura yerleştirilir.
Bitki saksı toprağındaki hizaya kadar toprak doldurularak ekilir. Ekim sırasında dikkat edilecek husus yeni yerinde daha fazla gömülmemesidir. Seviye aynı hizada olmalıdır.

Bahçede Pratik Bilgiler 1

20 Aralık 2009

Bahçemizde, kniphofia gibi bazı bitkilerin kökleri birbirine ve toprağa çok sarılmış olurlar.
Zaman zaman bunları dağıtmakta fayda vardır.
Dağıtım da hayli zor olmaktadır. Bunu kolaylaştırmanın yolları;
Bel küreği ile bitkiyi topraktan sökün. Kökler birbirlerine iyice girift olmuş ve sıkı sıkı toprağa tutunmuşlardır.
Bunları ayırabilmek için büyükçe bir kaba su doldurun ve bitkiyi suya oturtarak, yavaş yavaş topraklarını temizleyerek kökleri ayırmaya çalışın.
Ayrılmayanlar olursa da, keskin bir bıçak yardımı ile her iki tarafada sürgün gelecek şekilde kesebilirsiniz.
Ayırdığınız kökleri rahatça ekersiniz.

Name:  guler2.jpg Views: 1308 Size:  29.0 KB

Eğer bitkiniz rizomlu bir İris ise, yaşlı kısmı genç rizomlardan ayırın. Yapraklarını da kısaltarak yeniden ekin.

Palmiye

20 Aralık 2009

Kıbrıs Türk Biyologlar Doğayı Araştırma ve Koruma Derneği, yaptıkları tüm uyarılara rağmen Rhynchophorus ferrugineua (kırmızı palmiye böceği)’nin KKTC’ye getirildiğini kaydederek, sivil toplum örgütlerinin söylemlerine değer verilmesi gerektiğini, aksi halde felaketler yaşanacağını bildirdi.

Dernek Yönetim Kurulu adına yazılı bir açıklama yapan Başkan Niyazi Türkseven, tamamen toplum ve çevre yararına, gönüllü çalışan ve olaylara bilimsel yaklaşan Bio-Der’in uyarılarının hiç dikkate alınmayarak, göz göre göre kırmızı palmiye böceğinin ülkeye girişine neden olunduğunu belirtti.
Türkseven, soruna yol açan özel kişi, kurum ve kuruluşları, bu zararlıya karşı biyolojik ve kimyasal mücadeleye çağırdıklarını ifade ederek, aksi takdirde hurma ve palmiyelerin yok olacağına işaret etti.

Türkseven, Dernek olarak Milli Park’la ilgili de uyarılar yaptıklarını belirterek, “Umarız ki, yetkililer, Kıbrıs Türk Biyologlar Doğayı Araştırma ve Koruma Derneği’nin uyarılarını, yarın geç kalmadan dikkate alır” dedi.

Kıbrıs Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (KEMA), hurma ve palmiye ağaçlarının kurumasına neden olan kırmızı palmiye böceğinin ülkeye getirilmesinde Tarım Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu kaydetti.
KEMA, Kıbrıs’ta bulunmayan ve ağaçların yok olmasına sebep olan kırmızı palmiye böceğinin, son yıllarda ithal edilen hurmalarla ülkeye geldiğini belirtti ve “Tarım Bakanlığı’nın hurma ağacı ithaline izin vererek, bizde bulunmayan bir böceğin ülkemize gelmesine sebep olması, önemli bir olaydır ve çok ciddi bir zarardır” dedi.

KEMA ayrıca, yetkilileri, asmalarda ölümcül zarar yapan “filoksera” riski konusunda da uyardı ve bu zararlıların ülkeye sokulmasını önlemek için konunun en kısa zamanda masaya yatırılması gerektiğini kaydetti. KEMA, filokseranın KKTC’ye getirilmesi halinde, mevcut tüm asmaların kısa bir zaman içinde yok olacağını belirtti.

KEMA Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Orhan Aydeniz, yaptığı yazılı açıklamada, zarlıların ülkeye girişini engellemek konusunda, hükümetin konuyu mutlaka masaya yatırması gerektiğini ifade etti ve hurma ve palmiye gibi gövdesi bir çok hastalık ve böceklerin barınmasına elverişli olan ağaç ithal edilmesinin sakıncalarının dikkate alınmış olması gerektiğini kaydetti.

Sadece ihracatçı ülkeden gelen belgeye bakarak, ağaçlarda herhangi bir zararlı bulunmadığına karar vermenin de yanlış bir uygulama olduğunu belirten Aydeniz, hurma ağacı ithaline izin verilirken, ilgili dairedeki bitki korumacıların görüşlerinin alınması gerektiğini söyledi.

Affedilemeyecek bir ihmal
Uyarıların yetkililer tarafından dikkate alınmadığını savunan Orhan Aydeniz, “Hele zamanında bu konuda yapılan uyarılarının dikkate alınmaması, ilgililerin sorumluluğunu daha da artırmaktadır. Zararlının yayılışının takip edilmemesi, affedilemeyecek bir ihmaldir” dedi.

Asmalarda ölümcül zararlılar konusunda uyarı
Asmalarda ölümcül zarar yapan filoksera riski konusunda da Tarım Bakanlığı’nın hata yapmakta olduğunu ileri süren Dr. Aydeniz, “Halen yapılmakta olan çok ciddi bir hata da, asmalarda ölümcül zarar yapan filoksera riskini dikkate almadan, Tarım Bakanlığı’nın, bu hastalığın bulunduğu ülkelerden üzüm ithaline izin vermesidir” diye devam etti.

Aydeniz, “Filokseranın KKTC’ye getirilmesi halinde, mevcut tüm asmalar kısa bir zaman içinde yok olacaktır” dedi.

Dünyada bitki karantinasına çok büyük önem verilir
Dıştan yeni böcek ve hastalıkların gelmemesi için, bütün dünyada bitki karantinasına çok büyük önem verildiğini belirten Orhan Aydeniz, “Bu güne dek hiçbir konuda yapılan hataların ve ihmallerin üzerine gidilmediği için, kayıp ve zararların önü alınamıyor” ifadelerini kullandı.

Kırmızı palmiye böceğinin yayılışına da değinen Aydeniz, şunları anlattı:
“İlk defa 1980 yılında Malezya’da hindistancevizi ağaçlarında görülen bu böcek, 1985 yılında Suudi Arabistan’a, buradan da ihraç edilen hurma fidanları ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne ve 1994′te Mısır’a sıçradı. 1996 yılında Mısır’dan ihraç edilen hurma ağaçları ile İspanya’ya bulaştırıldı. 1999 da İsrail’de görüldü. Son yıllarda Mısır’dan ithal edilen hurma ve palmiye ağaçları ile de KKTC’ye getirildi ve ağaçların kurumaya başlaması ile 2007 yılında da böceğin ülkemize bulaştığı anlaşıldı. Görüldüğü gibi zararlı böcek, hurma ve palmiye ihracatı ile yayılmıştır. Bu nedenle çevremizdeki olayların dikkate alınması ve Mısır’dan ağaç ithaline izin verilmemesi gerekirdi.”

Yukardaki gazete küpürleri incelendiğinde ‘biz soylemiştik mantığı egemen.. Bu böceğin yayılış alanlanları saptama çalışmaları devam etmektedir.Bu konuda Girne Belediyesi ve Tarım Dairesi Bitki Koruma şubesi işbirliği halinde çalışma yapmaktadır.

Palmiye üretimi

20 Aralık 2009

Üretimde palmiyeler için dikkat edilecek en önemli husus toprak yapısıdır.
toprak tekstürü palmiyelerin gelişimi ve hastalıklarıyla yakın ilişkilidir.
Palmiyeler drenajı iyi kumlu toprakları severler.Taban suyu yüksekse muhakkak drene edin.

En önemli hastalıklar kök ve sürgün ucunda meydana gelen mantari hastalıklardır.
Bundan başka salyangozlar ve bazı parazit böcekler palmiyelerin göbeğinde barınmayı çok severler.Belli dönemler bu bölümler incelenerek uygun fungusit ve insektistle ilaçlanmalıdır.
Palmiyelerde gübreleme abartılmamalı.Vejetasyon başlangıcında orta büyüklükteki bir palmiyeye 250/300 gr 15/15/15 vererek gübreleme yapılabilir.

Palmiyelerin en büyük gereksinimi olan Fe,zn,mg gibi mikro elementler yaprak gübresi olarak sabah saatlerinde ve sulama yapıldıktan sonra ayda 1 kez verilirse yaprak üzerinde oluşan sarı-kahve renkli lekeler ortadan kalkacaktır.

Kışa girerken de yine 15/15/15 uygulaması kökleri güçlendireceğinden faydalı olacaktır.
Dünyada çok büyük bir palmiye pazarı vardır.Malesef Türkiyemizde üretim sınırlıdır.
selamlar.